Bengül Dedeoğlu

Kadının adı var

Fulden Ufacıkцитираминалата година
İnsanlar, böyle güzel bir günde sıkıntılarını, dertlerini unuturken, bir köşede itilip kakılmışlığı yaşayan, en güzel günde bile gözyaşıyla gülmeye çalışan, yığın dertlerin acı tebessümlerinin adının mutluluk olduğu, katmerleşmiş mutluluk çökeltileri ile yaşayan, yaşamaya çalışan insanlarda vardı!
Fulden Ufacıkцитираминалата година
“Her sevenin, sevdiğine ışık olması gerekir”
Fulden Ufacıkцитираминалата година
“Elimizdeki güzelliklerle zenginlikleri fark edemediğimiz için mutluluğu uzaklarda arıyoruz. Hâlbuki mutluluk çok yakınımızda.”
Fulden Ufacıkцитираминалата година
Hayatta her şey para değildir. İnsanın insana muhtaç olduğu öyle anlar vardır, o anın gününü, saatini kimse bilemez. Böyle bir ana denk gelen tesadüfleri kimse umursamaz, düşünmez. Gülçin, böyle bir ana denk gelmişti! Kim bilir engelli bu kadından öğreneceği çok şey vardı belki. Hayat dersini hiçbir okul vermiyordu. Bu kadın, Gülçin‟in yaşamında hiç tecrübe edinmediği, belki hiç duymadığı, bilmediği, belki umursamayarak geçtiği şeyleri öğretecekti!
Ona bakarken, asıl özrün sahip olduklarının değerini bilememek, olduğunu düşündü. Nedense insanların fiziki sakatlıkları hemen dikkatimizi çeker. Mesela topallayan bir bacağı asla gözden kaçırmayız ancak topallayan yürekleri de asla fark etmeyiz!
Fulden Ufacıkцитираминалата година
Karşıdan engelli kadını izlemeye başladı. Bir yandan da düşünüyordu. Türkiye gibi bir ülkede kadın olmanın zorluğunu düşünüyordu.
Ama hayır, aslında İslam ülkelerinde kadın olmanın zorluğunu düşünmeye başladı. Kadını horlayan din adamları, kadını aşağılayan kocalar, kayınvalideler… Tarlada, bağda, bahçede çalışan, evde anne ve eş olarak hizmet eden kadının çalışan insanlar gibi 08.00 „de başlayıp akşam 17.00‟de biten sekiz saatlik bir mesaisi yoktu. Kadın resmen köle gibi kullanılıyordu. Devlet, kadın haklarını görmezden geliyor, kadının haklarını koruyacak yasalar çıkarılmış olsa da hâlâ yetersiz olduğunu düşünüyordu. Üstelik kadın engelli olunca…
İslam dünyasında kadın gülemez! Kadın dişiliğini kocasına gösterecek, çocuk doğuracak, ev işleriyle uğraşacak, tarlada ve bahçede çalışacak. Kadına gülmek yasak! Kadın ağlamak, itilmek ve kakılmak için yaratılmış!
Ama bu kadın bilinen bu gerçekleri ters yüz edercesine, kendini âlim sıfatıyla adlandırıp kadınların aşağılanmasına neden olan din adamlarının, maçoların, insan kılığına bürünmüş erkeklerin yüzüne tükürürcesine ve onların kafasına o tahta bacağıyla vururcasına gülümsüyordu. Evet, yüzünde hayatın derin acıları olmasına rağmen yüzü gülüyordu. Bu şartlar altında bile yüzünün gülmesi Türk kadınının ne kadar güçlü olduğunu göstermeye yetiyordu. Yüzündeki tebessüm, onun gücüne güç katıyordu.
Fulden Ufacıkцитираминалата година
“Hepimiz bir engelli adayı değil miyiz?” diye mırıldandı. Hayatta neyin garantisi vardı ki?
Fulden Ufacıkцитираминалата година
Kadınlarımız

Hayata gelişi olay yaratan
Mahalle baskısıyla büyüyen
Her şeye rağmen yılmayan
Kadınlarımız
Emekleri çoktur ama görülmez
Fedakârlıkları çoktur ama duyulmaz
Hayattaki en büyük koruyucumuz
Kadınlarımız
Kendi hayatını yaşamaz
Evine ailesine kendini adayan kadınlarımız
Çocukları sıkılmasın üzülmesin
Diye kendi üzülen kadınlarımız
Fulden Ufacıkцитираминалата година
O sözcükler… İnsanı hayata bağlayan, bazen kandıran bazen umutlandıran, zaman zaman yalvartan, aman dileten sözcükler. Ortalığa taç yapraklar gibi saçılan, bazen sonsuz, sınırsız yolculuğa çıkmış gibi yol gösteren bazen dingin sularda yüzmenin kapısını aralayan sözcükler.